Her gün hareket, her gün operasyon, her gün gözaltı var… 31 Mart 2024 Pazar günü yapılan yerel seçimlerden beri böyle. Sürekli gündem değişiyor. Muhalifler için gün ağarırken başlayan sıkıştırma ve bezdirme hamlelerinin ardı arkası kesilmiyor. İktidarın tabiriyle heybelerin içi turp doluymuş. İktidarın kazanamadığı pek çok belediyeye kayyum atanarak küçük turplar ayıklandı. Yapılanlara muhalefet eden, düşüncelerini seslendiren ne kadar yazar, çizer, düşünür varsa onlar da tek tek toplanıp içeri atıldı. Hatta tutuklanmak için filozof olmaya gerek yok. Astrolog, gurme, dağcı, üniversitede öğrenci gibi değişik alanlardaki kişiler bile gözaltı furyasından nasiplendiler. Tutuklanan astrolog bayan, ülkeyi yönetenlere astroloji üzerinden hakaret ettiği gerekçesiyle evinden alınıp götürüldü. Türkiye'de yetişen en önemli dağcılık sporcusu da öyle… O da mahkemeye çıkarılana kadar hapis yattı. Eylemlere katılan üniversite öğrencileri derhal derdest edilip götürüldü. Bir muhalefet partisinin genel başkanı, sınırlarımızdan akın akın giren Suriyeli göçmenlerin ülkelerine gönderilmesi gerektiğini ısrarla söyleyince kendisi de tutuklanıp hapse atıldı. Suriye'de yıllardır devam eden ceberrut (baskıcı) yönetimin sona ermesine destek olduklarını ifade edenler, ülkemizde yaşayan 5-6 milyonluk Suriyeli göçmenler için “Artık evlerine dönsünler” diyenlere düşman oluyorlar. Madem adı geçen bu komşu ülkede istenmeyen yönetim sona ermiştir, bizim topraklarımızdaki Suriyeliler de ülkelerine dönmelidirler. Zira ekonomik sıkıntı içindeki Türkiye'ye, onların ayrı bir yük getirdikleri açıktır. Üstelik güneydoğu sınırlarımıza yakın illerde ve ilçelerde nüfus yapısını bozmaktadırlar. Sürekli olarak çoğalan Suriyeli nüfusu, ileride başka problemler getirecektir. Bu gerçekleri dile getirenlere kulak vermek gerekmez mi?
Son günlerde yapılan iki operasyon var ki, uzun süre unutulmayacaktır. Türkiye'nin en önemli gurmesi olarak bilinen kişiye, İstanbul Belediyesi tarafından açılan Üsküdar Kent Lokantasını övdüğü için soruşturma açıldı. Ticaret Bakanlığı'nın soruşturma gerekçesinde şunlar ifade edildi. “Adı geçen kişi Üsküdar Kent Lokantası'nda yediği yemeği Youtube'da paylaşıp örtülü reklam yaptığı için hakkında inceleme başlatılmıştır.” Dünya hukuk tarihinde böyle bir soruşturma hiç yoktur sanırım. Ünlü gurme, kamu kurumu olan belediyeye ait bir mekanının yemeklerini övdüğünden ifadesi alındı.
Unutulmaz ikinci operasyon ise diploma hadisesinde yaşandı. İBB Başkanı'nın diplomasının iptali için yandaş basında uzun süredir kampanya yapılmaktaydı. Bu kampanya sonuç verdi. İBB Başkanı, Cumhurbaşkanı Adayı olmasın diye diplomasının geri alınmasına karar verildiği açıklandı. Mezun olduğu Fakültenin değil, Üniversite yönetim kurulunun verdiği bu karar sadece İBB Başkanını etkilemedi. “Kurunun yanında yaş da yanar” misalinde olduğu gibi kendisiyle beraber yirmi yedi kişinin daha diplomaları iptal edildi. Sırf; “sadece İBB Başkanının diplomasını iptal etmedik” demek için işinde, gücünde diğer insanlara da zarar verdiler. Mağdur olan bu insanlardan biri var ki, yüz yıl düşünse aklına bile gelmeyecek ölçüde zarar gördü. Galatasaray Üniversitesi'nde Bölüm Başkanı olarak görev yapan Prof. Dr. Naciye Aylin Ataay'ın lisans diploması da İstanbul Üniversitesi yönetim kurulu tarafından iptal edildi. Lisans ve yüksek lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi'nde tamamlayan Naciye Aylin Ataay, doktora çalışmalarını Fransa'daki Sorbonne Üniversitesi'nde tamamlamış bir bilim insanı. Üniversite yönetim kurulunun aldığı bu kararla profesör olan bu hanımefendi, rütbe-i tenzil ile ertesi gün lise mezunu durumuna düştü. Bunların getirdiği endişe verici hal tam olarak anlaşılamadan İBB Başkanı ve kendisiyle beraber 106 kişi daha gözaltına alındı. İBB Başkanı suç örgütü lideri olmakla itham ediliyor. Tıpkı Ergenekon, Balyoz operasyonlarında Genel Kurmay Başkanı'nın tutuklanması gibi. O zaman da Silahlı Kuvvetlerin başındaki isim, silahlı terör örgütünün lideri olmakla itham edilmişti. Ülkemiz dahilinde pek çok insanı şaşırtan olağanüstü uygulamalar yurt dışında da şaşkınlıkla karşılandı. Ancak operasyonların arkasında olduğu tahmin edilenlerin “bilgimiz yok” demeleri de gerçekten çok tuhaf. Bu tuhaf duruma ekonomik piyasalar duruma tepki verdi. Döviz kurları tırmanışa geçti. Borsa da kayıplar yaşandı. Döviz artınca pek çok ürünün fiyatının artacağı kesin. Eskiler “Mart ayı, dert ayı” derledi. Mart, siyasi arenadaki hareketlilikle bu özelliğine tekrar kavuştu. BAHRİ KORKMAZ